kocası internet pornosu bağımlısı olan bir kadın ve küçük kızı..evde ufak oğluna bakıcılık yapan ve her akşam karısının işten gelmesini bekleyen işsiz bir adam..psiko seksüel bozukluğu olup küçük çocuklarla ilgili fanteziler kuran ve hala annesiyle yaşayan orta yaşın üzerinde bir adam daha..araya serpiştirilmiş bir avuç ev kadını ve polislerden kurulu bir amatör futbol takımı..şimdi elimizdeki malzemelerle madam bovary nin romantik düşler peşinde koşan masum bir kadın mı yoksa çizmeyi aşmış bir aşifte mi olduğu sorusuna cevap vermeye çalışalım bakalım:
diyanet başkanı geçenlerde söylemiş sanırım: ahlaktan çok bahseden ahlaklı değildir demiş. amerikan filmlerinde sıkça karşılaştığım bir durum: ahlaksızlığın konusunda samimi ol eskisinden daha sağlam bir ahlak verelim kampanyası. bu filmde ise kahramanlar malesef tüm içtenliklerine rağmen paçayı tam anlamıyla kurtaramıyorlar..peki bu yumuşak twiste şaşırıyor muyuz: asla!
çünkü filmde anlatılanlar diğer yandan derinlerde yatan ve cevapsız kalmış soruları da kaşımayı ihmal etmiyor: bağımlılık nerde başlar..basit bir gülüş ya da bakış nasıl aşka dönüşür..aşk nerde biter..bi yerde tutku bağımlılık ve aşkla ilgili kontrolsüz ve coşkun ne kadar duygu varsa bu filmin kahramanları nezdinde usulca belirsizleştiriliyor ve anlamını yitiriyor..
film kahramanlarının bu ahlaksız başarısızlıklarına dönecek olursak karşımıza iki grup karakter çıkıyor: halk içerisinde kuzu görünüp gizli sapkınlıklarının kurbanı olanlar ile sapıklık üzerine kurtluk doktorasını aldığı halde kendini düzeltmeye çalışanlar*..
bu iki farklı grubun film boyunca etkileşimi ise oldukça başarılı işlenmiş. bu konudaki favorim ise evli olan sarah nın yine bir başkasıyla evli olan brad i çocuklarının gözleri önünde öptüğü park sahnesi ile sarah nın yine aynı parkta sapıklığı her köşe başındaki çocuklarınız güvende mi başlıklı posterleri ile tescillenmiş olan ronnie yle gecenin bi vakti yaptığı diyaloğun yerleşim olarak yakınlıkları..
bu yakınlıktan mıdır bilinmez görünürde sapık olan görünürde kuzu olana hayatının dersini veriyor: sevmek bazen hiçbirşeye yetmiyor...
annesini delicesine sevmesine rağmen onun öğütlediklerini yapamamış olmanın acısı sapık görünümlü kahramanımız ronnie yi annesinin öldüğü gece resmen harap ediyor. ve sırf annesinin ölmeden hemen önce bir kağıt parçasına yazdığı uslu çocuk olması dileğini yerine getirebilmek için cinsel organını ekmek bıçağıyla kesiyor. çünkü: sevmek bazen hiçbirşeye yetmiyor...
sarah ronnie nin annesine duyduğu sevginin şiddetinden adeta irkiliyor..kendine geliyor..ve film boyunca tüm sevgi gösterilerini göz ardı ettiği küçük kızını kucakladığı gibi sevgilisi brad le kaçma planlarını çöpe atıp kocasının evine geri dönüyor. çünkü: sevmek bazen hiçbirşeye yetmiyor...
kendisine inanan bir kadın bulmuş olmanın dayanılmaz çekiciliğiyle çocuklar gibi şen olan brad karakteri ise sevgilisine giderken yolda karşılaştığı kaykaycılara takılıyor. 8 puanlık bir sıçrayış yapim derken kafayı gözü dağıtıyor..ve hayatın hayalleri acıtarak sorgulama gerçeğini yer çekiminin de katkısıyla kemiklerine kadar hissediyor..ilkyardıma gelen polise lütfen karımı ara diyor. çünkü: sevmek bazen hiçbirşeye yetmiyor...
madam bovarye dönelim mi..bu filmin duygusal gerçekliği yanında ilk realist roman olma ünvanından bile çok uzak fantastik bir hikaye olarak sonsuz aşkın ölümlüler arasında mevcut olabileceğine inanan zihinleri bulandırmaya devam ediyor**
...
gerçek aşka*** ne mi oluyor peki..bir otel odasının soğuk izbeliğinde can çekişiyor. çünkü: sevmek bazen hiçbirşeye yetmiyor.
...
* son koyduğum ankette kendini düzeltmeye çalışanların oranı beni ronnie ye daha fazla sempati duymaya itiyor (anketi manipüle etmek gibi olmasın da..)
** bu filmde sadece bir sahnede hikaye olarak tartışılan madam bovarynin filmi geçtiğimiz istanbul film festivalinde gösterilmişti. filmini seyredemedim kitabını da okumadım..yani kısaca hikayesi hakkındaki malumatımın ana kaynağı bu filmdeki ilgili sahnedir (hikayeyle ilgili çok net bi yanlış yapmış olmaktan korktuğum için yazıyorum, yoksa gerisi fikrimdir, vesselam).
*** aşık olan derviş olur / hak uğruna teslim olur / her ne dersen boyun büker / çare yok gönül yıkmaya...yunus
düş-ünce rüya fil-im
9.18.2007
tutku oyunları / little children
Posted by fraught at 6:58:00 ÖÖ
Labels: fil-im
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
4 yorum:
"iyiliği seviyorsun diye daha mı az acı çekeceğini zannettin?" - ince kırmızı çizgi
Yorumunuzu iki gündür tekrar tekrar okuyorum. Bu bir alıntı mıdır deyip de size karşı ayıp etmek istemem. Ama o kadar çok zaman oldu ki adam gibi bir yazı okumayalı..
En azından paragrafların sonundaki çünkü sevmek bazen hiçbirşeye yetmiyor... size mi ait yoksa filmde geçen bir sözcük müdür bunu öğrenebilir miyim. Neden filmi seyretmiyorsunuz derseniz. Bu filmi seyretmeme imkan yok. İçinde çocuklara herhangi bir şiddet, taciz vb. olan filmleri izleyemiyorum. O nedenle seyretmediğim filme yapmış olduğunuz yoruma yorum yazmamı abuk bulmamanızı umarım... İsimsiz gelecek sanırım yorumum ama üye değilim nasıl üye olacağım konusunda da bir fikrim yok. Sadece bu güzel yazı için teşekkür etmek istedim...
Şimdi üye olmayı başardım. Ne işe yaradığı konusunda çok fikrim yok ama en azından isimsiz yorum göndermemiş olurum.
Tekrar yazı için teşekkür ediyorum. Ama sanırım belli bir tarihten sonra yazmayı kesmişsiniz. Yazık olmuş.
hatırladığım kadarıyla 'sevmek bazen hiçbirşeye yetmiyor' filmde geçen bir replik değil. bir yerlerde duymuşumdur muhakkak. filmde bir çocuk tacizi sahnesi mevcut değil. filmin hikaye anlatımı bunu bize bilgi olarak başarılı bir şekilde sunuyor.
iltifatlarınız ve ilginiz için asıl ben teşekkür ederim. belki birgün yine buraya yazmaya devam ederim. üye olduğunuza göre yeni yazılardan haberiniz olacaktır.
Yorum Gönder