9.09.2007

son umut / children of men

kaliteli yabancı filmlerin televizyondan verildiği yıllardı..öle çok uzak bi geçmişe ait de değil ama dvd playerların ağaçlarda protein vcd playerların ise bilim kurgu filmlerinden takip edildiği yıllardı diye özetleyebilirim (özete bak:) işte o aralar bi film seyretmiştim. futuristic drama dedikleri nevden bişi..anroidlerle insanlar savaş halinde ama enteresan bi durum söz konusu. kim android kim insan pek anlaşılmıyo. filmin konusu da şeyy insanlığın soyu tükeniyomuş da bi tane mi ne bebek kalmış da o da bi tüp içerisinde işte. amaç bebeği yaşayabileceği labratuara ulaştırmak..kahramanlar da bi kadın (annesi miydi emin değilim) bi de kadına bekçilik yapan bi adam. hatta adam da bu gezi esnasında android olduğunu öğreniyo ve yine de kadına yardım ediyo..androidlik ölmedi hesabına. ismini hatırlayamadığım böle bi film vardı.*

children of men i seyrederken birçok yerde bu ismini hatırlayamadığım eski filmden kareler gözümün önünden bi film şeridi gibi geçmeye başladı..yok yok ölmüyodum seyrederken ama yine de insanlığın sonu pek hayır gözükmüyodu 2027'de geçen bu filmde. bi kere children of men in en beğendiğim yanlarından biri çok makul bi 2027 yaklaşımı tutturmuş kendine. öle uçan arabalar, senle muhabbet eden robotlar ya da insanlığa başkaldırmış yapmacıktan zekalar söz konusu değil (5 puan cepte).

abartı olarak göze batan tek şey şu anda dünyanın içine yapay olarak sürüklenmeye çalışıldığı kaos ortamı..yani nedir o: kısaca artan terör korkusunun çığrından çıktığı, islamın ılımlısının (ne demekse) tüm bakkallarda tükendiği, empati-sempatiyi yüzlerde yakalamak için ise bi mucizenin gerektiği (ilerde anlatıcam) bi yıl olmuş 2027. allah da insanlığın cezasını vermiş ve sebebi çözülemeyen bir şekilde 2009 dan beri hiç çocuk doğmamış bu dünyaya. yani dünyadaki en genç insan 18 yaşında ve uzun yıllardır ilk ve orta dereceli okullar kapalı kısaca..

şimdi dramatik olarak bu dünya portresi bu filmde öyle bi şekilde işlenmiş ki abartı dediğim kaos ortamı kendini film boyunca ciddiye aldırmayı başarıyor. filmin başında söz konusu 18 yaşındaki en genç insanın öldürülme haberini televizyondan duymamız ise bu güçlü dramatik örgünün ilk sinyalini veriyor. öldürülme sebebi olarak da bar çıkışı imza isteyen birini tersleyip bu yüzden bıçaklandığını sölemeden geçemiycem. al sana ıslak imzalı kaos.

filmde yine bir kadın bir bebek ve bir adam durumu söz konusu..ama bebek bu sefer kadının içinde. yani filmin başında kadın henüz bebeğe hamile (ne kadar basit anlattım, olmadı cık cık cık:) amaç da aşağı yukarı aynı, bebeği ve anneyi rahat edecekleri labratuar ortamına taşımak. ama yolculuk bu sefer görülmeye değer. bi kere abartılmış bi 2027 kurgusu olmadığı için children of men in, öle size gereksiz bilgiler yükleme ve çok sitil çekilmiş karelerle gözlerinizi kamaştırma gibi dertleri yok. çoğu sahne kamera elde ve uzun planlar halinde çekilmiş. hikaye ve dramatik kurgu da sağlam olunca tadından yenmez bi hale bürünmüş...

hele o bahsettiğim empati-sempati durumundan yoksun tüm suratlar yeni doğan bebeği gördüklerinde yüzlerine resmen nur iniyo..kaldı ki bu bir çatışmanın ortasında oluyo ve çatışan gruplar çatışmaya ara verip bebeğe şefkat dolu gözlerle bakarak tehlikeli bölgeden annesiyle ve bekçisiyle uzaklaşmasına izin veriyorlar (5 puanda burdan eder sana 10 puan)..bebek gerçekten de son umut. ya da umutsuz ve umarsız yaşayan insanların insan olduklarını hatırlatan bir sembol.

film sonlarını söyleyenlerden nefret ederim ama bu filmin de sonunda o eski film gibi bizi sisli bi deniz sefasına sürüklediğini söylemeden edemiycem (dert değil kendimden de kolayca nefret edebilirim bahane arıyodum zaten:) bu kadar benzerliğe rağmen children of men bir kült film olmayı başarıyor..gerçek 2027de bile hatırlanacağından eminim. ismi unutulsa bile...

* bu eski filmin ismini bilip söliyene çikolatalı gofret.

3 yorum:

fatih dedi ki...

o eski filmin ismini mmalesef bilmiyorum. düşün işte, ben o çikolata için neler yapmazdım de mi?
children of men'i ben de bi kaç hafta önce izledim. çok beğendim cidden. bence en büyük artısı, sen de değindin elbette, geleceği abartmamışlar. dünya o kaos ortamı dışında neredeyse bugünkü gibi. ama senin o eski filmi izlemediğim iyi olmuş bi yerde. çünkü ben filmi izlediğimde bana çok orjinal bi hikaye olarak da göründü aynı zamanda.

fatih dedi ki...

bi de, sayfa tasar�m� hakk�nda. ger�i konu�tuk ama. belki de bi �ekilde benim bilgisayarda b�yle g�r�n�yo ama ben sayfa rengini �ok a�k mavi olarak g�r�yorum. yaz�lar da beyaz olunca okumak �ok zor.

fraught dedi ki...

olsun sen yine de kendine bi çikolatalı gofret ısmarla. benden:))

sayfa renklerini mac dışı baya bi pclerde test ettim sonuç kafi gibi göründü..senin ekranda bişiler olabilir mi acep..du bakalım belki wordpress e geçeriz biz de. yeni bi taslak falan. herşeyin hayırlısı...