jivvvvn jivvvvn jivvvvn jivvvvn*
extreme ways are back again / aşılmaz yollardayım yine
extreme places I didn't know / adını bilmediğim ulaşılmaz yerlerde
I broke everything new again / yeni olan herşeyi kırdım gene
everything that I'd owned / sahip olduğum herşeyi
I threw it out the windows, came along / pencereden dışarı attım, ilerledim
extreme ways I know move apart / bildiğim aşılmaz yollar ayrılıyor
the colors of my sea / denizimin renkleri
perfect color me / üzerimde mükemmel duruyor
bir saygı duruşu niteliğinde olmuş serinin bu son filmi..ilk iki filmde başarıyla kotarılan elementler bu filmde son kez su üstüne tekrardan çıkarılmış. bu tekrarın can sıkmamasının nedeni ise temel bir ders: seyirciye güvenmek. tüm o kovalamaca dövüş ve diğer aksiyon sahnelerinin arkasına anlaşılabilir karışıklıkta makul bir sebep iliştirirseniz sonuna kadar izlenirsiniz..bu kadar basit. yine de bu yoğunlukta vurdu kırdı içeren bir filmin başarılı olabilmesi için öldüren cazibeli fikrinin de eksik olmaması şart: kendini aramak! ee bu fikir de jason bourne nezdinde bulamaç olmadan hedefini bulunca bize de bu seriyi saygı duruşunda uğurlamak kalıyor..
extreme ways that help me / bana yardım eden zor yollar
they help me out late at night / gecenin bir vakti elimden tuttular
extreme places I had gone / vardığım ulaşılmaz denilen yerlerde
but never seen any light / hiçbir ışık göremedim
dirty basements, dirty noise / kirli zemin katlarını ve gürültüyü
dirty places coming through / rezil yerleri aşıp geliyorum
extreme worlds alone / aykırı dünyalar yalnızdır
did you ever like it planned / hiç düzenli olan hoşuna gider mi
I would stand in line for this / bunun için sıramı beklerim
there's always room in life for this / hayatta ulaşılmaza her zaman bir yer vardır
tabi bir oturuşta gözümüzün önünden akan o yerleri atlamak ayıp olur: moskova, paris, londra, madrid, tanca, new york..tüm o değişik yerlerde değişmeyeni göstermek ise filmin çıkardığı iyi işler arasında: kendini arayanın önündeki zor engeller ve yalnızlık. hatırlanmayan bir geçmişin üzerine bu kadar düşmek olur mu demeyin. iyi ya da kötü kimse geçmişini kaybetmek istemez. verdiğimiz hangi karar ya da attığımız hangi adım geçmiş algımıza en azından teğet geçmeden oluşabiliyor..jason bourne un yapmaya çalıştığı da bu oluyor: o kalabalık şehirler ve ilgisiz geçmişler arasında tutanacak olanı aramak. iyi ya da kötü kendin olanı bulmaya çalışmak.
extreme songs that told me / aykırı şarkılar söylediler bana
they helped me down every night / her gece düşüşüme yardımcı oldular
I didn't have much to say / söyleyecek çok şeyim yoktu
I didn't get above the light / ışıktan üstün değildim
I closed my eyes and closed myself / gözlerimi kapattım kendimi kapattım
and closed my world and never opened / ve dünyamı kapattım bir daha asla açmadım
up to anything / hiçbirşeye açmadım
that could get me at all / bana sahip olabilecek hiçkimseye
bir yerde madde mezarlığında mana arayışına girişiyor jason..bunu yaparken de kendine zararsız olanı incitmemeye ve çok kirli olduğunu tahmin ettiği masumiyetini daha fazla kirletmemeye azami dikkat göstererek hareket ediyor. belki abartı bulacaksınız ama hani o 99 kişiyi öldürdüğü halde tevbe kapısını öğrenen ve o kapıyı çalmak için yollara düşen ve o yolda ölen adamın hikayesine benzettim jason bourne un bu son yolculuğunu..
I had to close down everything / herşeyimi kapamak zorundaydım
I had to close down my mind / zihnimi kapatmak zorundaydım
too many things to cover me / üzerimde beni örten bir sürü şey
too much can make me blind / bu kalabalığın altında kör olabilirim
I've seen so much in so many places / birçok yerde birçok şey gördüm
so many heartaches, so many faces / bir sürü sızı ve yüzler
so many dirty things / birçok kirli şeyler
you couldn't even believe / inanamazsın
o çok güvenli odalarında kirli işler çeviren cia ajanları da tevben kabul olamaz diyen papaza benzemiyorlar mı yoksa..sahi bu ajanlar bourne un kız arkadaşını hindistanda öldürmeselerdi kahramanımız yine de karanlık geçmişinin peşine düşer miydi: elbette hayır. başkasının seni kabullenmiş geçmişi insanı oyalamaya bir ömür boyu yeter: çok da uzun değil boy veremeden tükettiğimiz ömürler neticede..ama yılanın deliğine çomak sokulup yanaşılan bu son liman da yakılınca jason ın macerasının kaçınılmazlığı da bizi şaşırtmıyor. tıpkı sudan çıkarak başlayan bu maceranın suya dönerek sonlanması gibi...
* jason bourne un suda hareketsiz duran vücudunun extreme ways şarkısının başındaki seslerle can bulmasının güzelliği bu sesleri ağzımdan çıktığı gibi buraya yazmaya beni zorladı :)
jivvvvn jivvvvn jivvvvn jivvvvn :))
düş-ünce rüya fil-im
9.30.2007
the bourne ultimatum / son ültimatom
Posted by fraught at 8:15:00 ÖS
Labels: fil-im
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder